|

İnsanoğlunun en eski ve en güçlü duygusu korkudur. En eski ve en güçlü korku da, bilinmeyenin korkusudur....
H.P Lovecraft
Eveet, elimize pompalı tüfekten sniper' a kadar ne var ne yok aldık. Kah bomba attık, kah pelerin aktif ettik, kısacası etrafa kurşun saça saça karşımıza çıkan düşmanları inim inim inlettik. Senaryonun her zaman " Sen olmazsan olmaz! " adamı olduk, güçlüydük, gözüpek ve korkusuzduk. Korkusuzduk... Kork... Aaa niye öyle oldu şimdi ? Hani adrenalin' i yaşadık, aksiyon had saffadaydı ? Yaktık, yıktık, ortalığı dağıttık ama korkmadık değil mi arkadaşlar ? ( Not: F.E.A.R istisna tabii bu durumda :P )
Elde silah, cepte şarjör, yanında da kanka kanka adamlardan oluşan bir askeri birlikte yer almak kolay. Peki ya korkularımız ? Başta FPS türü olmak üzere birçok oyun türünde oyun boyunca kendimizi güçlü ve kontrollü hissederiz. Karşımıza zorlayıcı durumlar, yaman düşmanlar da çıkar. Ama ihtişamlı mekanlarda ya da savaş alanında korkularımız yoktur. Evet maalesef bu durum savaş alanında geçen oyunlarda da böyle. O kadar Call of Duty ve türevini oynadıktan sonra öyle soğukkanlı bir adam oldum ki, gider Er Ryan' ı bile tek başıma kurtarırım!
Bugün konumuz kahramanlık hikayeleri ya da FPS türü değil, yanlış anlaşılmasın. Survival Horror / Adventure türünün nadide örneklerinden, yani Silent Hill serisinin yeni oyunundan bahsedeceğiz. Öncelikle şunu belirteyim, Silent Hill' in ne kadar muhteşem, ne kadar başarılı, ne kadar hayran kitlesine sahip olduğundan falan bahsetmeyeceğim. Çünkü gerçekler apaçık ortada. Silent Hill diye bir gerçek var ve biz bu gerçekle ne zaman yüz yüze gelsek, gerilimli dakikalar yaşıyoruz. Tabii sözkonusu Silent Hill olunca, bu gerilim hoşnut olmayacağınız türden bir gerilim değil...
80' ler ve 90' lar arası çocukluğunu geçirmiş, o dönemde bol bol korku filmi izlemiş olanlar beni bu konuda daha iyi anlayacaklardır. O yıllarda karşımıza çıkan korku öğeleri daha yalın ve aslına bakarsanız bugün baktığınızda yer yer komik bir biçimdeydi. Yine de eskileri günümüz korku / gerilim filmlerine kıyaslarsak ister istemez içimizden " Off yaw, eskiden gerilirdik, korkardık " demekten kendimizi alamayız. Tabii korku filmleri konusunda kendisini tüketmiş bir döneme gelsek de, Silent Hill ve benzeri oyunlar bu konudaki açlığımızı fazlasıyla giderir durumda. Kaldı ki, 2006 yılında vizyona girmiş olan filmi de oldukça başarılıydı.
Oyun dünyası sağolsun, bugün bizler Silent Hill ve benzeri oyunlarla gerilim ve korkuyu çok daha etkileyici bir biçimde yaşayabiliyoruz. Evet arkadaşlar, oyun dünyası da olsa herşey güllük gülistanlık değil. Her zaman süper kahraman ya da günü kurtaran adam değiliz ve Survival Horror türü sağolsun yer yer aciz durumda bile kalabiliyoruz. Usta yazar H.P Lovecraft' ın da dediği gibi, en eski ve en güçlü korku, bilinmeyenin korkusudur...
Silent Hill: Homecoming 'de, Alex Shepherd adında bir karakteri yönlendireceğiz. Alex 22 yaşında, genç bir asker. Savaş sırasında gazi oluyor ve tedavi için askeri hastaneye sevk ediliyor. Tedavisi sırasında bit takım rüyalar görmeye başlıyor. Hastanede gördükleri oldukça çarpık rüyalar olmasına rağmen onu en çok dehşete düşüren, kardeşi Joshua' nın kayıp olduğunu görmesi. Tedavi sonrasında Shepherd soluğu doğup büyüdüğü kasaba olan Shepherd's Glen' de alıyor. New England' da bulunan kasabanın en önemli özelliklerinden biri ise, bu kasabanın Silent Hill' e komşu olması. Shepherd kasabaya vardığında ise karşısına çıkan manzara karşısında dehşete düşüyor. Evine vardığında karşılaştığı durum ise, rüyalarında gördüğünden çok daha kötü. Sadece kardeşinin değil, babasının da kayıp olduğunu öğrenen Shepherd, aynı zamanda annesinin katatonik bir durumda olduğunu görüyor. ( Katatoni: Aslen Katatonik Şizofreni olarak geçer. Şizofreni 'nin çok daha ağır bir türüdür. Hasta, yaşadığı dünyayı şizofren hastalar gibi bilinçaltında yarattığı dünya ile karıştırmaz, çünkü katatonik durumda olan kişinin dış dünya ile bağlantısı kesilir. Bilinci, sadece bilinçaltı 'nın yarattığı dünyayı algılar. Kişinin dış dünya ile olan bağlantısı kesilir. )
Karşılaştığı bu tablo karşısında Shepherd çaresiz bir biçimde kardeşi ve babasının izini bulmak üzere harekete geçiyor. Shepherd aynı zamanda yokluğunda Shepherd' s Glen ve Silent Hill' de olan bitenleri öğrenmeye başlıyor, ki bu sırada kendisine yardımcı olacak kişilerden biri de Elle. Elle ve Alex' in yıllardır kasabadan tanıdığı bir arkadaşı. Görünenler bazında değerlendirme yapmak gerekirse, arkadaş ya da eski sevgili olarak geçmişe dayanan güçlü bir ilişkileri var...
Şimdi gelelim Silent Hill: Homecoming' in senaryo dışındaki yönlerine. Öncelikle oyun Amerikan bir takım tarafından geliştirildi. Bu yüzden başta herkes oyuna şüphe ile yaklaşmıştı. Ancak oyunun E3 fuarında yayımlanan videoları ve demosu sonrasında, herkes içinden derin bir " ohh " çekti ve oyunun seriye yakışır nitelikte olduğuna inandı. Oyun, Havoc fizik motoru üzerine tasarlandı. Dolayısıyla görsel ve fizik etkileşimi anlamında oyun çok daha zengin bir hal almış durumda. Yeni nesil teknoloji ve grafikler sağolsun, sis, ışık ve gölgelendirme gibi öğeler artık çok daha etkileyici. Tabii etraftaki cisimlerin etkileşimde olmalarının, yer yer gerilim yaratacağı gibi bir noktayı da pas geçmemek lazım. Homecoming' i yapan takım Amerikalı bir takım ama, oyunun müzikleri ile çalışmada eski kadrodan Akira Yamaoka da yer alıyor. Silent Hill gibi ambiansın yoğun olduğu bir oyunda, yeni nesil teknolojinin devrimsel etkiler yaratacağına inanıyorum. Unutmadan eklenmesi gereken detaylardan biri ise, karakterlerin yanısıra, oyunda karşımıza çıkacak yaratıkların da hareketleri motion capture tekniği ile tasarlanmış.
Yeni nesil grafiklerin oyuna kattığı görselliğin yanısıra, yapay zeka da teknolojiden nasibini almış. Artık karşımızda daha akıllı ve daha dikkatli düşmanlar var. Ses ve ışığa karşı çok daha duyarlı bir biçimdeler, üstüne üstlük peşimizi bırakmamak için elinden gelen herşeyi yapacak cinsteler. Alex Shepherd güçlü bir karakter, dolayısıyla oyuna yakışan da onun karşısına daha güçlü ve daha zeki düşmanlar çıkarmak.
Oyun adına bahsetmemiz gereken en güzel yeniliklerden biri ise, kamera açılarının daha kullanışlı bir biçime getirilmesi. Hatta aynı kullanıcı dostu tavrı kontroller ve inventory sisteminde görmek de mümkün. Özellikle oyunun ilerleyen bölümlerinde elimize geçecek silahların hedefleme sistemi üzerine sıkı bir çalışma yapılmış. Yeniliklerin yanısıra oyunun seriye yakışır nitelikte bulmacalar içermesi gerekir ki, bu konu hata kabul etmeyen bir nokta olduğu için bulmacalara özen gösterilmiş. Hatta yapılan açıklamada Silent Hill: Homecoming' in bulmacalarının öncekilere göre oldukça zorlayıcı olduğu belirtilmişti. Ayrıca oyunda vereceğimiz kararlar ve yöneleceğimiz şeyler de oyunun gidişatını etkileyecek. Oyunculara bu konuda mümkün olduğunca hareket özgürlüğü sağlanmaya çalışılmış. Söylenenlere göre oyun yaklaşık 15 saatlik bir oyun süresine sahip. Ancak daha uzun bir oyun süresine sahip olmasını umuyoruz ;)
İşte Silent Hill: Homecoming' de durum bu arkadaşlar. Bu oyunda eve dönen adamı kek & pasta değil, karanlık bir ortam ve korkunç yaratıklar karşılıyor. Yazının başında bahsettiğimiz o zavallı FPS figüranları var ya, işte bu oyun sizden onların hesabını soracak nitelikte. Aranızda " Ben korkmam! " diyen varsa, Homecoming çıktığında oyunu edinip, gece şöyle 3:00 gibi bilgisayarın başına geçin....
Aramızda adı " Yusuf " olmayan var mı yok mu o zaman görürüz :)
|